GERÇEK

APH-2027.jpg

Leonardo Boff, “din biliminde hürriyet” akımının geliştiricilerinden biridir.

Brezilyalı din bilimci Leonardo ile Dalai Lama arasındaki kısa fakat anlamlı bir söyleşi gelişir.

Bir masa etrafında oturmuş, din ve hürriyet hakkında fikir alışverişinde bulunurken, merak ve biraz da hınzırlık olsun diye Dalai Lama’ya sordum:

“Kutsal efendim, sizce en iyi din hangisidir??”

“Tibet Budizmi” ya da “Hıristiyanlıktan çok daha eski doğu dinleri” demesini beklerken..

Dalai Lama durdu, gülümsedi, ve gözlerimin içine bakarak: ….

“En iyi din, seni Tanrı’ya en çok yakınlaştırandır.

Seni daha iyi bir insan yapan hangi dinse, en iyi din odur!.”

Bu kadar bilge bir cevap karşısında, şaşkınlığımdan kurtulmak için devam ettim:

“Daha iyi insan derken??”

Dedi ki:

“Yani daha insaflı, daha duygusal, daha umursamaz, daha sevgi dolu, daha merhametli, daha sorumlu, daha etik kılan din hangisi ise, işte en iyi din odur!”

Bir an sessiz kaldım!….

Bugün bile bu bilge ve kaçınılmaz cevabı takdir ve hayranlıkla anımsıyorum:

“Dostum, hangi dinden olduğun, ya da ne kadar dindar olduğun beni zerre kadar ilgilendirmez… Beni ilgilendiren, ailene, işine, çevrene ve hatta dünyaya karşı duruşundur.”

“Unutma ki evren, senin davranış ve düşüncelerinin yansımasıdır!!!”

“Aksiyon- reaksiyon kuralı sadece fizikte yoktur. İnsan ilişkileri de bundan etkilenir. İyilik yaparsan iyilik, kötülük yaparsan kötülük bulursun..”

“Atalarımızdan duya geldiklerimizin hepsi gerçek!!!..

Başkaları için ne diliyorsan, kendin için de onu yaratırsın.

Mutlu olmak kader değil seçeneğindir!!.

Ve sohbeti şöyle sonlandırdı:

“Düşüncelerine dikkat et, çünkü onlar Söz olur..

Sözlerine dikkat et çünkü onlar Davranış olur.

Davranışlarına dikkat et çünkü onlar Alışkanlık olur.

Alışkanlıklarına dikkat et çünkü onlar senin Karakterini oluşturur.

Karakterine dikkat et çünkü o senin Kaderini oluşturur.

Kaderine dikkat et çünkü o senin Yaşantın olur ve...

“Gerçek'ten daha iyi bir din yoktur."

Gerçeğin tanımı “İnandığın şey” olarak ifade edilir.

“Senin gerçeğin” denmesinin nedeni budur.

Tam halkı eğitmiş ve eğitimde öne çıkmaya başlamıştık ki, geri dönüşüm başladı ve zamanın Milli Eğitim Bakanı

(2002-2003) Erkan Mumcu “Sistemi Sil Baştan Değiştiriyoruz” dedi.

(2003-2009) Hüseyin Çelik geldi “Öncelikle sistem problemli, tamamen değiştiriyoruz” dedi.

(2009-2011) Nimet Çubuklu geldi “Sistem eski. Değiştiriyoruz” dedi.

(2011-2013) Ömer Dinçer geldi “Böyle sistem olmaz. Değiştiriyoruz” dedi.

(2013-2016) Nabi Avcı geldi “Sistem çok sıkıntılı. Değiştiriyoruz” dedi.

(2016-2018) İsmet Yılmaz geldi “Böyle Sistem mi olur? Sistemi değiştiriyoruz” dedi.

(2018-....) Şimdi ise Ziya Selçuk eğitimin piyasalaşmasından yakınıyor ama kendisi özel bir kolej zinciri sahibi.

Lise ve dengi okullardan mezun olan çocuklarımız yaklaşık 20.000 sözcük ile meslek öğrenimine başlıyorlar ama ülkemizde işsizlerin büyük bir çoğunluğu yüksek Okul Mezunu.

Yüksek eğitimin yerlerde süründüğünü artık herkes biliyor. Eskiden dünya Üniversiteler sıralamasında ilk 500 içerisinde 4-5 üniversitemiz bulunuyor iken, şimdi ilk 1.000 arasına girebilen yok.

Gerçek eğitim ve düşünce, okullarına göre değişik anlamlar kazanabilir.

Yaşadığımız “gerçek” ise, bakın bizi nerelere götürdü.

APH-2027a.jpg

Şu sıralar şirketler sayfa sayfa reklam vererek uçakla uçmanın “en sağlıklı” ulaşım şekli olduğunu anlatmaya çalışıyorlar.

Bizim nesil ise uçakla uçmanın “en güvenilir” ulaşım şekli olduğuna halkı inandırmaya çalışmakla geçmişti zamanımız.

Şimdi biz bu halkımıza “uçmanın hem güvenli hem de sağlıklı” olacağını anlatmaya çalışıyoruz!

Tamam biz sıkılmadan, yorulmadan bunu anlatmaya devam edebiliriz ama her gün halkın karşısına çıkıp halkın gerçeği ile bağdaşmayan konulardan bahseden siyasetçilere karşı bu bir çelişki oluşturuyor.

Tamam, ilk öğretimden hiç bahsetmedik ama “Yalancı Çoban” hikayesini de mi biz anlatalım?

Bunun tek ve basit bir nedeni var;

- Eğitim Yoksunluğu.

Tam anlamıyla söylersek;

- Kaliteli ve çağdaş eğitim yoksunluğu.

Çok kesin biçimde söylersek;

- Akılcı olmayan, ezberci, teslimiyetçi, din eksenli ve çağdışı eğitim...

Bunu size daha başka nasıl anlatabilirim? Belki nasihat ile.

Şöyle de diyebilirim;

“Her şeye rağmen siz yine de uçağa binin ama ben dedim diye değil..!”

www.servetbasol.com

200629