FAYLARIN TAŞINMASI

APH-2419

Trajikomik Bir An

Dışarıdan I. Nihat Erim Hükümetine İmar ve İskân Bakanı seçildim. 23 Nisan 1971 günü Erzurum’dan Erzincan’a otomobille geldim. Fırat’ın güneyinde ve fay hattının güneyinde çok katlı (4–5) binaları gördüm. Ankara’ya döndüğümde, İmar ve Planlama Genel Müdürü Halim Emin Karahasanoğlu’na neden Fırat’ın güneyinde çok katlı bina yapılmasına izin verildiğini sordum. Bana,

“Efendim, belediyesine sorduk; “Biz fay hattını Belediye Encümeni kararı ile Fırat’ın daha güneyine aldık? Yanıtını verdi” dedi.

Konu keşke bu kadarla kalsa; Adana Depreminde (1998) İzmir Harita Mühendisleri Odası Genel Başkanı Ensar Kılıç, Adana’da fay hattının geçtiği yere konutlar yapıldığını görüyor. (13.07.1998 Radikal Gazetesi) Nedenini soruyor; Yanıt: “Biz fay hattını belediye meclisi kararı ile daha aşağıya aldık” oluyor. Bu ayıpları tekrar etmekten yılmıyorum.

Dr. Ramazan DEMİRTAŞ – 2008

Korkunun depreme faydası yok..

Eğer reenkarnasyon diye bir Şey varsa ve dünyaya bir daha geldiğimde aklım erer durumdaysam kararım kesin. Ne yapıp edip jeoloji okuyacağım. Mutlaka bir jeofizikçi diploması tedarik edeceğim. Bu memleketin ahalisine eziyet çektirmenin birinci yolu bu. Otur kalk, gez toz, kabak çekirdeği çitle, sayısal oyna. Sonra aklına estiği zaman gazetecileri karşına dik; “İstanbul'u iki vakte kadar deprem bekliyor” diye konuşmaya başla. Gerisine karışma. Ahali kendiliğinden "Yusuf Yusuf" diye seyirip dursun. Vatandaş zaten müsait. Sokaktaki adamın doğa olaylarına yakınlığı "Bugün hava sıcak." veya "Yarın yağmur yağacak." seviyesinde olduğundan, bu konuda üst üste edilen iki karışık cümle kimyalarını bozmaya yeter. Kırk yıldır radyo ajanslarını dikkatle dinlerler. Hatta dinlerken "Ses gelip çarpacak da cümleler dağılacakmış gibi. "radyonun önünden adam geçirtmezler. Yine de spikerin "Seyir hidrografi ve oşinografi dairesinin bildirdiğine göre." diye başlayan cümlesinin içinden çıkabilen birine hiç rastlamadım. Keyfini çıkart.

Depreme dair tahminler de aynı etkiyi yapıyor. Çakmak taşı değiştirebilme becerisinden, ani bir zorlatma ile bilgisayar teknolojisine kestirme geçiş yaptığımızdan böyle oluyor. "Sismik araştırma" diye başlandığında milletin çok affedersiniz, gerisinden çıkardığı gaza düğümleniyor.

Bu işin tadını bilim adamı olarak çıkarmanın keyfi de jeofizikçilere kalıyor. Ki haklılar. Ki ben de olsam aynı şeyi yapardım. Sen git, ömrünü jeoloji bilimine ver. Yok toprağın katmanları. Yok yer altı fay tabakaları. Yok küresel ısınma. Kafa patlat dur. Asistan yazıldığın bu meslekte profesör kaprisi çek.

Bilimsel tebliğleri ezberle. Onları yan yana getirip "okunmayan kitaplar" yapmaya çalış. Üstelik üç otuz para maaş al. Öte yandan hıyarın biri gidip hazine arazisini zapt etsin. Belediyeciler ile dövüşürken kafasına kürek vursalar bile etkilenmesin. Bir seçimi fırsat bilip tapu tahsis belgesi alsın. Araziyi müteahhide verip beş daire kapsın. Onun rantı ile üç beş senede zapt edilmez olup; hanlar, hamamlar yaptırsın. Sonra adını bile imlâ hatası yapmadan yazamayan o hıyarla sen bir balıkçı lokantasında karşılaş. Garsonların seni adam hesabına koymazken, onun önünde takla attıklarını seyret. Bilim adamı olarak hislenirsin, hınçlanırsın. İntikam almak için gidip ayağına iki kurşun sıkacak halin yok ya! Mecburen "Aman dikkat! İki vakte kadar deprem olacak." deyip acısını çıkaracaksın.

Bilim adamları ile sokaktaki adam arasında gözlenen kan uyuşmazlığının birinci sebebi budur. Kendini onlara anlatamazsın. Kabul ettiremezsin, paran olmadığı için saydıramazsın. Jileti icat eden mucidin anlaşılmadığı gibi. Adam vermiş icadını girişimci birine. O da "Gilette" diye firma kurup imalata başlamış. Piyasaya verilen jiletlerden çok şikâyet gelmiş. Müşterinin çoğu "Bu sakalımızı kesmiyor." diye tutturmuş. Sebebini araştırmışlar. Bakmışlar ki vatandaş jileti kullanırken, yağlı kağıttan yapılma ambalajını açmayı akıl edemiyor. Yani yüzüne jileti ambalajlı olarak sürüyor. Bir de bu işin mucidine sövüp sayıyor.

İstanbul'da oturan kim varsa, Koç ailesinden tutun, Sivas'ın Zara ilçesinden göçme Çoraklı ailesine kadar, hepsinin ek yeri bu deprem meselesi. Zengini konağı için, fukarası kondusu için endişeli. O zaman bunun tadını çıkartmak lazım. Bana göre bu işin tadını en iyi çıkaran da Profesör Dr. Celal Şengör. Bizim dün piyasaya çıkan Haftalık Dergisi'ne yine kapak olmuş. Einstein'dan mülhem kapak fotoğrafında ahaliye dilini çıkarmış. "Endişeni yalarım senin." der gibi.. Kehanet hazır.

Gazeteciler karşısına dikilip sorduğunda "Durun bakalım. Allah kerimdir. " diyecek hali yok ya! Başlıyor saymaya. "Filanca fay hattı arasında kırık var. Eğer birbiri ile tokuşursa şu şiddette hareket olur. Taş üstünde taş kalmaz." Olur da vatandaşın aklına "Ben de açık havada yatar kalkarım. Depremi sallamam" fikri gelirse diye lafına ekleme yapıyor. "Bu işin bir de tsunamisi var.." "O nedir usta?" "Denizden beş on metrelik dev dalgalar gelip taaa bilmem nereye kadar her yeri vuracak.." "

Haydi bakalım. Bu bilimsel açıklamadan sonra açık havada yatarım de de göreyim seni. Celal Şengör tek değil. Ahmet Mete dedemiz var. Şener Üşümezsoy'umuz var. Ki safi adale. Dediğine inanmazsan boynunu kapar, ıhtırır. Vatandaş olarak hangi birine laf yetiştireceksin. En iyisi olayı kökten halletmek. Toplarsın belediye meclisini. Veya kim ilgileniyorsa o daireyi. Marmara'dan geçen fay hattının yerini değiştirirsin. İki büyük deprem gören Erzincan'da aynısını yapmışlar. Bakmışlar ki yeni deprem konutları fay hattının geçtiği yer diye bilinen arazide kurulmuş. Yahu nasıl olur? Hangi akla hizmeten buraya ev kondurdunuz, diye sormuşlar. Yetkililerden biri cevap vermiş;

""Evet.. Fay hattı oradan geçiyordu. Belediye Meclisi olarak toplanıp hattın geçtiği yeri değiştirdik. Fay hattını Şehrin dışına kaydırdık.." "

Aynıyla vakidir. Gazeteler de böyle yazmıştır. O günden beri de Erzincan ahalisinde deprem korkusu görülmemektedir. Demek ki neymiş? Akıl için yol birmiş.

Selahattin DUMAN 18.06.2004 Vatan

FAY SAVAŞ ÇIKARDI Akşam 23 Ocak 2003

CarrefourSa ile yerleşke yanındaki arazisine alışveriş merkezi kurması için anlaşan Osmangazi Üniversitesi (OGÜ) bölgeden fay hattı geçtiği gerekçesiyle belediyeden inşaat izni alamayınca, Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerine zemin çalışması hazırlattırdı.

Anadolu Üniversitesi (A.Ü) Uydu ve Uzay Bilimleri Enstitüsü tarafından hazırlanan ve 2002 Ocak ayında Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nce onaylanan "Eskişehir Yerleşim Yerinin Yerleşim Amaçlı Jeolojik ve Jeoteknik Etüt Raporu’nda fay hattının OGÜ Meşelik Yerleşkesinden geçtiği belirlenirken, OGܒnün başlattığı ve Aralık 2002’de onaylanan çalışmada ise fay hattına rastlanmadı. İki üniversitenin hazırladığı farklı raporlar ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nce onaylandı.

Anadolu Üniversitesi'nin haritasında fay hattı Osmangazi Üniversitesi'nin altından geçti. Osmangazi 'Fay yok' diyen araştırmayla cevap verdi. Bakanlık ikisini de onayladı Eskişehir’de üniversitelerin fay hattıyla ilgili bilimsel çalışmaları deprem yaratan skandala dönüştü. Eskişehir’i sarsan olay, Anadolu Üniversitesi'nin hazırladığı deprem haritasıyla başladı. Marmara Depreminin ardından kentte zemin etüdü çalışması başlatan A.Ü Uydu ve Uzay Bilimleri Araştırma Enstitüsü, Türkiye'de 2 tane bulunan Sismik Konik Penetrasyon Testi cihazı yardımıyla 370 ayrı noktada sondaj yapıp zeminin 32 özelliğini bilgisayar ortamına aktardı. Araştırma tamamlandığında fayın güzergahı çizildi. Sultandere Mahallesi'nden gelip Karabayır ve Osmangazi Üniversitesi Meşelik Yerleşkesinden geçerek İnönü İlçesi'ne yöneliyordu. Toplam bin 200 harita hazırlayan enstitü, bu verilerle Eskişehir’in jeolojik haritasını da düzeltti. Hazırlanan 'Eskişehir Yerleşim Yerinin Yerleşim Amaçlı Jeolojik ve Jeoteknik Etüt Raporu' Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nce onaylandı.

Osmangazi'den karşı atak.

Bu raporlarda fay hattının kendi binalarının altından geçtiğini gören Osmangazi Üniversitesi Rektörlüğü de yerleşke alanında hemen zemin etüt çalışması başlattı. Anadolu Üniversitesi'nden Prof. Dr. Can Ayday başkanlığındaki ekip tarafından hazırlanan raporda belirtilen alanda fay kazıları ve jeolojik çalışmalar yapan rektörlük, 2.5 metre derinliği fay kazılarıyla, 10, 25 ve 60 metre derinliği ise elektromanyetik cihazlarla inceledi.

Araştırma tamamlanınca şu sonuca varıldı: çalışma alanında herhangi bir fayın olmadığını, herhangi bir fay varsa bile bu fayın aktif olmadığını, bir fay bulunduğunu ve bu fayın da aktif olduğunu kabul etsek bile inceleme alanında bugüne kadar yüzey kırığı oluşturmadığını, dolayısıyla bundan sonraki depremlerde de oluşturmayacağını söyleyebiliriz. Osmangazi Üniversitesi Meşelik Yerleşkesinde imara kapatılan 100 metre genişliğindeki koridorun imara açılmasında hiçbir sakınca yoktur.

İki rapor da onaylandı

Savaşa dönüşen fay kavgasında asıl skandal ise bundan sonra patladı. Anadolu Üniversitesi'nin 'Fay var' diyen raporunu imzalayan Bayındırlık Bakanlığı Afet İşleri Müdürlüğü, Osmangazi Üniversitesi'nin 'Fay yok' diyen raporunu da uygun bulup imzayı attı. İşler iyice karıştı. Şimdi imar planlarının hangi rapora göre hazırlanacağı merak konusu oldu. Kavga-gürültü arasında bir de 'rant' söylentileri ortalığı karıştırdı. İddiaya göre, skandalın nedeni dev bir alışveriş merkeziydi. Alışveriş merkezinin yerini değiştirmek için 'deprem hattı'nda oynama yapıldı.

Fay hattında ölüm kıyağı

Eskişehir’de Gençerler Aİ'ye fay hattı üzerinde konut yapma izni verildi. Firma, Tepebaşı Belediye Meclisi'nin AKP'li üyesi Murat Canözer'in müşterisi ÖNDER YILMAZ Eskişehir İçişleri Bakanlığı'nın Yerel Yönetim Reformuna Destek Projesi'nde pilot belediye seçerek ödüllendirdiği AKP'li Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'nin meclis üyesi Murat Canözer'in, yapı denetim işini yaptığı müşterisine fay hattı üzerinde konut yapma izni çıkarttırdığı anlaşıldı. Canözer'in, yine aynı müşterisinin akaryakıt istasyonunu genişleterek, yanındaki okula daha da yakınlaşmasına ilişkin imar kararının onaylanmasını sağladığı belirlendi. Canözer'in yapı denetim firması kurarak belediyeden iş almasıyla gündeme gelen "rant tezgâhı" tartışması durulmadı. Canözer'in, yapı denetim firmasıyla denetim işini yaptığı müşterilerinin diğer imar tadilatı işlerini de takip ettiği ortaya çıktı. Üstelik yeşil alan Canözer yapı denetim işini yaptığı Gençerler Aİ'nin Karabayırbağları'ndaki 19L 1b pafta, 175 parseldeki 5 bin metrekarelik arazisine 14 Ekim 2005'te, diğer AKP'li üyelerle birlikte konut izni aldırdı. İmar incelemesinde arazinin olası depremde büyük felakete yol açabilecek fay hattı üzerindeki yeşil alan olduğu saptandı.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, konunun görüşüldüğü belediye meclis toplantısında, "Yeşil alanları konut alanına çevirme hastalığından ne zaman vazgeçeceksiniz? Fay hattıyla da bitişik" dedi. 6 ret oyuna karşı Canözer ve AKP'li üyelerin 11 oyuyla bölge Kasım 2005'te konut yapımına açıldı. Büyükerşen de kararın iptali için dava açtı.

Yasaya aykırı benzinlik Canözer'in müşterisi Gençerler Aİ, sahibi olduğu benzinliğin yanındaki konutu satın alarak yıktı ve Şubat 2005'te bu alana LPG deposu yapmak için imar değişikliği başvurusunda bulundu. Yasaya aykırı olarak okul yanında, sinyalizasyon kavşağında, konutlarla iç içe olmasına karşın, geçmiş dönemlerde ruhsat verilen benzinliğin kullanım alanını genişletme isteği, belediye meclisindeki AKP'lilerin oylarıyla 21 Kasım 2005'te kabul edildi. Büyükerşen, kamu yararı olmadığı gerekçesiyle iptal davası açtı.

Canözer, Milliyet'in belgelediği iki konuya ilişkin açıklamasında Gençerler Aİ'nin kendi müşterisi olduğunu doğrularken şunları söyledi: “Ancak imar tadilatı işlerini takip etmem söz konusu değil. Fay hattı deniliyor ama yakınında başka konut alanları da var. Benzinlik zaten önceki dönemden ruhsat almış. Büyükerşen’e yakın şirket alışveriş merkezi yapacağı için tartışma yaşanıyor.”

Fay hattına havaalanı 10.12.2007

Hatay Havaalanı, hizmete açıldı. Fay hattı üzerine inşa edilen havalimanından, uçaklar kuşların göç zamanlarına göre havalanacak. Uluslararası olmasına karşın sadece İstanbul'a seferlerin düzenleneceği Hatay Havaalanı, ILS cihazı olmadan hizmete açıldı. Fay hattı üzerine inşa edilen havalimanından, uçaklar kuşların göç zamanlarına göre havalanacak.

Fay hattı ve yüzbinlerce kuşun göç yolunun olduğu bölgeye inşa edildiği için büyük tartışma yaratan Hatay Uluslararası Havaalanı, ILS cihazını beklemeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün açıldı. 100 milyon YTL harcanarak inşa edilen havalimanına ILS cihazının 2 ay sonra takılması bekleniyor. Hatay Uluslararası Havaalanı, ayrıca yalnızca İstanbul uçuşlarının yapılacak olması yönüyle de tartışma konusu oldu..

İMAR AFFINDAKİ SKANDAL DETAY!

Hatay Valiliği’nin İl Afet Risk Azaltma Planı’ndaki itirafı:

“İmar barışı sonucu oturum izni alan binaların tam olarak depreme dayanım koşullarının sağlayıp sağlamadığının bilinmemesi”

Anlamı: “Tapuları verdik ama depremde yıkılır mı bilmiyoruz.”

Bu "Asrın ihmalidir".

Para ile insan ilişkisi aynen şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.

Paranın öldürdüğü ruhlar, demirin öldürdüğü bedenden daha çoktur..

https://servetbasol.com

240506