YETERLİ

Geçen hafta seyahatimde hiç giymediğim fazladan 2 kg kıyafet aldım.
Kararsızlığımın bedeli mi? 13,5 kg jet yakıtı.
Bu fazladan bir kot pantolon, bavulumdan hiç çıkmayan ayakkabılar ve “hava değişirse diye” bir ceketti ama asla bavulumdan çıkmadı. Yaklaşık 2 kg “ya buna ihtiyacım olursa” düşüncesi.
Bu öğeler ve gerçekte ne kadara mal oldukları hakkında şu şekilde düşündüm:
• Her gün aynı çifti giydiğim bir gezi için yedek kot pantolon
• Bavuldan hiç çıkmayan ikinci çift ayakkabı
• Tüm hafta boyunca 25°C'de kalan havalar için ağır ceket
Paketlemesi akıllıca hissettiren öğeler gerçekte ne kadara mal oluyorlar? (Yaklaşık 2 kg.)
• Bunları taşırken 13,5 kg jet yakıtı yakıldı
• 43 kg CO2 emisyonu
• 180 yolcu ile çarpın = uçuş başına 2,4 ton
“Üzgün olmaktansa güvende olmak daha iyidir” düşüncemin hiç düşünmediğim bir fiyat etiketi olduğu ortaya çıktı. O uçuştaki herkes aynı şeyi yapsaydı, toplu olarak fazladan 2,4 ton yakıt yakmayacaktık. Bunun tek nedeni ise Çantalarımızdan hiç çıkmayan eşyalar. Bu yüzden Transavia'nın son deneyi dikkatimi çekti. SkyTeam'in 2025 Havacılık Yarışması'nın bir parçası olarak Transavia, Amsterdam, Eindhoven ve Rotterdam'dan Faro'ya altı test uçuşunda bir “Hafif Uçuş Yarışması” düzenledi.
Soru: Uçakta ücretsiz sıcak içecek karşılığında check-in bagajını en az 2 kg azaltın. Buna Ekip üyeleri de katıldı. (18 kg)
Sonuçlar? Altı uçuşun tamamında 100 kg ağırlık azaltma hedefi aşıldı.
Bunu bir perspektife oturtun: 180 yolcuda 100 kg, kişi başına sadece 500 gram anlamına gelir. Yarım kilo. Tek bir çift ayakkabı ya da fazladan bir ceket.
Transavia, operasyonlarında uçuş başına bu 100 kg'lık azalmayı sağlamanın yılda yaklaşık 1,4 milyon kg CO₂ tasarrufu sağlayabileceğini tahmin ediyor.
Milyarlarca dolarlık SAF yatırımlarıyla değil. On yıl sonra elektrikli uçaklarla değil. Yolcuların çantalarına ne konulduğu konusunda daha bilinçli olmaları sayesinde.
Bunu karbon denkleştirmeleriyle karşılaştırın. Havayolları, yolculara uçuşlarının emisyonlarını telafi etmek için ekstra ödeme seçeneği sunar. Daha hafif mi paketliyorsunuz? Aşırı emisyonlar ilk etapta gerçekleşmez. Aynı sürdürülebilirlik katkısı, sıfır maliyet, anında etki.
Bazen en erişilebilir iklim eylemi cüzdanınızı açmanızı gerektirmez. Gerçekte ne giyeceğiniz konusunda kendinize karşı daha dürüst olmak yeterlidir.
Havayolları yolcuları daha hafif paketlemeye nasıl teşvik edebilir?
Transavia'da bedava kahve işe yaradı, sırada ne var?
Koen Karsbergen
Aviation Strategy Expert, Transforming Airline Profitability, Air52 Co-founder, IATA Instructor &
University Faculty
Bizde uçuş öncesi hemen “taşınması yasak maddeler” konusu devreye girmekte. Bavulumda ya da elimde ne taşımalıyım konusu öncelik kazanır. Sonra da ağırlık. Çoğumuzun evinde taşınabilir tartılar var. Anahtarlık gibi bu tartılarla bavulunuzu, çantanızı, el bagajınızı tartabiliyor, sürpriz yaşamıyorsunuz. Bizdeki durum bize tanınan kontenjanı sonuna kadar en verimli şekilde kullanmak. Bir-iki kilo fazlalık için bir gülümseme yeter düşüncesindeyiz. Anlayışımız, bize verilen hakkı sonuna kadar kullanmak. Bazı durumlarda param var, istediğim kiloyu taşırım anlayışı. Özetle kişisel tavır ön planda. Yapıp yapamayacaklarımın tartısı önce isteklerim, sonra egom, sonra ortam ve sonra parasal gücüme bağlı. Yani hep ben merkezli. Yasaklarla büyümüş olmanın sonucu olabilir. Kimse bize neden ve sonuç odaklı hiçbir şey anlatmadı. “Yassah” deyip geçtiler. Bu yasakların çoğunluğunun ise kendi yararımıza olduğunu hiç bilemedik. “Yassah dedik ya.!” Tüm bu cehaletin aslında sadece bizim değil, gelecek nesillerin de yararlanacağı bir ortamı kurmak amacına yönelik olduğunu anlatmadılar. Bu cehaletin bazılarının işine geliyor olması da ayrı bir yıkım. Bu yıkımdan nemalananlar olması daha da üzücü. Henüz geleceğe yönelik, yeni nesillere anlatılan, öğretilen, gelenek haline gelen bazı tavırları ciddiye almadığımız bir gerçek. Deyiş olarak “Benden sonra tufan” anlayışının en seçkin örneklerini vermekteyiz. Baksanıza sahte diplomadan tutun, sahte kişiliklere, sahte tavırlara, sahte değerlere, sahte olan ne varsa hiç öykünmeden kabullenmiş gibi davranıyoruz. Bazen bu sahteciliğin getirisi gözlerimizi dahi kamaştırmakta. Gözümüz burnumuzun ucunu görmemizi engelliyor. Haydi biz sıyırdık diyelim, ya gelecek nesiller ne yapacaklar? Bunca sahte değer ortada cirit atarken kayıplarımızı nasıl kabullenecek, nasıl tepki vereceğiz.
Üsküp’de bir Türk’ün kurmuş olduğu Hukuk Fakültesi, çarşılar sokağının girişinde, Kiril harflerini okuyamıyor iseniz, bu ne dükkanı böyle, gireni çıkanı bol ama ellerinde paket yok diye şaşırabilirsiniz. Uzaktan diploma satışı ile gündemimize girmiş olan bu dükkan!, oldukça iyi iş yapıyor.
Zorunlu olarak İstanbul’da bir şehir hastanesine gittim, önce sinirlendim, sonra üzüldüm, sonra da zararını kendileri çekecekler diye düşündüm daha da üzüldüm. Sorun oldukça büyük ve bir-iki nesil feda edilmiş gibi görünmekte.
Tüm bu yazıda, geleceğe güvenle bakacağımıza ilişkin ip ucu yok. Aksine karamsar bir tablo var. Bizler artık son kuşak olarak seyrimizi tamamlamak üzereyiz ama bizden sonrakiler belki de son kuşak için dua etmekten başka ne yapılabilir düşünmeliler.
Geleceğe yönelik, gelecek kuşaklar için ülkemiz insanı büyük bir tevekkül içerisinde. İnsan yetiştirmenin geleceğe yatırım olduğunu hiç önemsemiyorlar. “Bi kereden bi şii olmaz” anlayışı, “Küçüğün rızası vardı” kamuflesi, günü kurtarırken geleceği yerle bir etmişti. Bunu bile düşünmediler.
Tüm dünyada havacılık, modernleşme, sanayileşme ve teknolojik gelişimin simgesi olarak görünür. Önce İngilizce, sonra ek bir yabancı dil daha, bu sanayide çalışabilmek için ayrıcalıklı olunmasını sağlar. Teknoloji gelişim demektir, ilerleme demektir ama hepsinden de öte, kültür ve hatta kültürler birleşimi anlamına da gelir. “Bir lisan bir insan” sözünün anlamı bu nedenle çok geniştir. Çok kültürlü ortamlarda çalışabilecek insanlara şimdi daha da çok gerek duyulmakta.
İyi eğitim, kültürlü bir insanı daha da iyi biri yapar. Kendi kültürünü yansıtırken, karşı kültüre saygı duymayı beraberinde getirir. Karşılıklı saygı ise iletişimi, gelişimi ve ilerlemeyi sağlar. İlerleme ise gelecek demektir. Gelecek de siz gençlerin elindedir.
Yetkin, yatkın ve yeterli gençlerimiz, bizlerin geleceğidir.
Aslında kendi geleceklerini kuran onlardır. Bizler sadece yol gösterebiliriz.
Tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi.
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
251110