Tuttu mu?

APH-2605.jpg

Atina’da demokrasinin kalıcı ve istikrarlı biçimde “tutmamasının” nedeni tek bir faktör değil, birkaç yapısal sorunun birleşimidir.

1. Demokrasi çok dar bir kesimi kapsıyordu

Atina demokrasisi herkes için değildi. Kadınlar, Köleler ve Yabancılar (metoikoslar-yerel halktan olmayanlar), siyasi haklara sahip değildi. Nüfusun yaklaşık %80–90’ı sistemin dışındaydı.

Bu da demokrasinin toplumsal tabanını zayıflatıyordu.

2. Doğrudan demokrasi büyük devletler için sürdürülemezdi

Atina’da demokrasi doğrudandı. Halk mecliste toplanıyor, yasaları bizzat oyluyordu. Bu model küçük bir şehir-devleti için mümkündü ama savaş, salgın, ekonomik kriz gibi durumlarda çok yavaş ve kırılgan kaldı.

3. Popülizm ve demagoglar sistemi zayıflattı

Atina’da halkın duygularına hitap eden demagoglar kısa vadeli, popüler ama zararlı kararlar aldırabiliyordu. Peloponez Savaşları sırasında yanlış kararlar ve Sicilya Seferi gibi felaketler demokrasiye olan güveni sarstı.

4. Sürekli savaş ortamı

Atina, Sparta ile uzun süreli savaşlar yaptı. Donanma, ordu ve ekonomi ağır baskı altındaydı.

Savaş ortamında halk, özgürlükten çok güvenlik arar ve bu da otoriter yönetimlere yönelimi artırır.

5. Hukuki ve kurumsal güvenceler zayıftı

Modern demokrasilerde olan Anayasa, Güçler ayrılığı, Bağımsız yargı Atina’da yoktu. Çoğunluk isterse bir kişiyi sürgün edebilir (ostrakismos) hatta idam edebilirdi (Sokrates örneği).

Bu da sistemi istikrarsız yapıyordu.

6. Ekonomik eşitsizlik

Zengin aristokratlar ve yoksul vatandaşlar arasındaki gerilim sürekliydi. Demokrasi bu sınıf çatışmasını tam dengeleyemedi.

Atina demokrasisi, tarihte ilk büyük demokrasi denemesiydi ama dar katılım, kurumsal zayıflık, savaşlar, popülizm nedeniyle kalıcı ve yaygın bir modele dönüşemedi.

Yine de modern demokrasilerin temel fikirleri (oy, yurttaşlık, eşitlik) Atina’dan ilham aldı.

Bazı ülkelerde demokrasinin tutmamasının nedeni tek bir etken değil; tarihsel, toplumsal, ekonomik ve kurumsal faktörlerin birleşimidir. En yaygın nedenleri:

1. Güçlü kurumların olmaması

Demokrasi sadece seçim değildir. Eksik olanlar; Bağımsız yargı, Güçler ayrılığı, Şeffaf ve hesap verebilir devlet. Bunlar yoksa seçimler yapılır ama otoriterlik ortaya çıkar.

2. Demokratik kültürün yerleşmemesi

Demokrasi bir alışkanlıktır. Sorunlar, “Kazanan her şeyi alır” anlayışı, Muhalefeti düşman görme, Uzlaşma kültürünün olmaması gibi durumlarda seçimi kaybeden taraf sistemi meşru görmez.

3. Ekonomik eşitsizlik ve yoksulluk

Büyük gelir uçurumları, İşsizlik ve Geçim kaygısı olan ortamlarda halk özgürlükten çok güvenlik ve ekmek ister, popülist veya otoriter liderler güçlenir,

4. Ordu ve güvenlik güçlerinin siyasete müdahalesi

Darbeler. “Düzeni koruma” gerekçesiyle yönetime el koyma durumları, demokratik süreci kesintiye uğratır, sivil siyaset zayıflar,

5. Etnik, mezhepsel ve aşiret temelli siyaset

Toplum çok parçalıysa ve ortak kimlik zayıfsa, oylar kimlik üzerinden verilir. Devlet “bizimkiler–onlar” diye bölünür, sonuçta demokrasi çoğunluk diktasına dönüşebilir,

6. Sömürge mirası ve yapay devletler

Bazı ülkelerde sınırlar halk iradesiyle çizilmedi. Devlet, toplumdan önce kuruldu ve bu da Devlete güvensizlik ve Demokratik meşruiyet sorunları doğurdu.

7. Dış müdahaleler ve jeopolitik baskılar

Darbelerin dış destekle yapılması, büyük güçlerin çıkarları konu olunca Demokratik Yönetimler yaşayamadan yıkılır,

8. Medya özgürlüğünün olmaması

Tek sesli medya, Dezenformasyon (yanlış ve taraflı bilgi dağıtımı), Medyaya baskı ve sansür sonucu halk bilinçli tercih yapamaz.

9. Hukukun üstünlüğünün işlememesi

Yolsuzluk, Kayırmacılık, Yapılanın yanına kar kalması, Cezasızlık “Seçim var ama adalet yok” algısını doğurur.

Demokrasi şu koşulları arar; Güçlü kurumlar, Ekonomik asgari güvenlik, Hukuk devleti, Uzlaşma kültürü ve Sivil-asker dengesi. Seçim tek başına Demokrasi değil, sadece kurallarından biridir.

İşin ilginç yanı ise, yukarıda dizili olan kurallar, okumuş, eğitimli bireyler ile gerçekleşebilir ancak. Okumak ya da okumuş olmak, meslek sahibi olmanın yanısıra, meslek dışı, toplumsal ve zihinsel kavramlar hakkında bilgili ve düşünebilen bireylere gerek duyar. Toplumu bireyler oluşturduğu için gelişmiş toplum dediğimizde, eğitilmiş ve üreten bir toplumdan bahsediyoruz.

1. Demokrasi bilgiye dayanır (Nitelikli ve eşit eğitim)

2. Popülizm daha kolay yayılır (Yurttaşlık ve demokrasi eğitimi)

3. Medya okuryazarlığı düşüktür (Medya özgürlüğü)

4. Hak bilinci gelişmez (Güçlü yerel yönetimler gerekir)

5. Kısa vadeli çıkarlar öne çıkar (Ekonomik güvenlik şarttır)

6. Eğitim tek başına yeterli değildir (eğitimsiz toplumlarda ya zayıf ya da şeklen var olur)

Eski Türk devletlerinde devletin başında kağan / hakan vardı, yönetim soya dayalıydı, Kağan, kut anlayışıyla Tanrı tarafından yetkilendirilmiş sayılırdı ve bunun adı da monarşidir. Monarşide Kurultay, katılımcı bir unsur olarak öne çıkar. Kurultayda Kağan, Hatun, Boy beyleri ve Komutanlar yer alırdı. Bu, danışma ve sınırlı katılım içeriyordu.

Böyle bir gelenekten demokrasiye geçmek hiç de kolay değildir. Hele eğitimsiz ve medyasız bir ortamda bu ancak ender kişi liderliğinde başarılabilir ama devam ettirmesi çok güçtür.

Bu zorluklardan faydalananlar için ortam bir cennet gibi görülebilir ama sessizce ve çok güçlü bir şekilde adalet kavramı birden su yüzüne çıkar ve bazılarının tüm hayallerini yıkabilir.

Adil olmak zordur. Fedakarlık ister çünkü adaletsizlikte çıkarlar zaten pay edilmiş durumdadır ve paydaşları bundan feragat etmek istemeyebilirler. Zenginlik ve adalet tarih boyunca birlikte tartışılan ama çoğu zaman çatışan iki kavramdır. Hukukun üstünlüğü, Eşit rekabet ve Yolsuzlukla mücadele olmadan sürdürülebilir zenginlik olmaz.

Zenginlik adaletin alternatifi değil, adalet ise zenginliğin teminatıdır.

“Adalet mülkün temelidir.” – Hz. Ömer

“Adalet, güçlü olanın değil, haklı olanın yanındadır.” – Aristoteles

“Bir ülkede adalet yoksa orada düzen de yoktur.” – Platon

İnsanların ve toplumların yol göstericisi dogmalar, kör inançlar ya da kişiler değil, bilimsel akıl ve bilgi olmalıdır. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” İlerlemenin ve doğru kararların ancak akıl ve bilimle mümkün olduğu gerçeğinden bu devirde kaçamayız.

Doğru yolu bulmak, çocuklarımızı adil ve eşit eğitmek zorundayız.

https://servetbasol.com

260126