TÜRK DOKTORLARI

Tıp tarihinde önemli yere sahip bazı
Türk doktorları ve bilim insanları hem Osmanlı döneminde hem de modern çağda
dünya tıbbına önemli katkılar yapmıştır.
İbn Sina (980–1037). Tıp tarihinin en
önemli hekimlerinden biridir. En ünlü eseri: El-Kanun fi't-Tıbb
(Tıbbın Kanunu). Bu eser Avrupa’da yaklaşık 600 yıl tıp ders kitabı olarak
okutuldu. Anatomi, farmakoloji ve hastalık sınıflandırmasında büyük katkıları
vardır.
Sabuncuoğlu Şerafeddin
(1385–1468). Osmanlı döneminin en önemli cerrahlarından biridir. Yazdığı Cerrahiyyetü'l-Haniyye, resimli cerrahi kitabıdır. Kitapta
ameliyat teknikleri ve cerrahi aletler detaylı şekilde anlatılmıştır.
Akşemseddin (1389–1459). Mikroorganizma
fikrini, mikroskop keşfedilmeden önce ortaya atan ilk kişilerden biridir.
Hastalıkların görünmeyen canlılarla bulaştığını savunmuştur.
Orta Çağ: İbn Sina
Osmanlı dönemi: Akşemseddin,
Sabuncuoğlu Şerafeddin
Modern dönem:
Hulusi Behçet (1889–1948), “Behçet hastalığı”nı tanımlayan doktordur. Bu hastalık bugün dünya
tıp literatüründe onun adıyla anılır.
Gazi Yaşargil
(1925– 2025), Modern beyin cerrahisinin kurucularından kabul edilir. Mikronöroşirürji tekniklerini geliştirdi. 1999’da Congress of Neurological Surgeons tarafından “Yüzyılın Beyin Cerrahı” seçildi.
Houston Methodist
Hastanesi Sindirim Hastalıkları Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Atilla Ertan
(1930-1975), 'ABD'nin en seçkin 10 hekimi' arasına girdi.
Aziz Sancar (1946– ),
DNA onarım mekanizmaları üzerine çalışmalarıyla Nobel Prize in Chemistry kazandı. Kanser araştırmalarında çok önemli
katkılar sağladı.
Prof. Dr. Serdar Bulun (1959- …);
Üreme endokrinolojisi ve kadın sağlığı alanında uluslararası çalışmalarıyla
bilinir. Türkiye'nin Malatya şehrinde doğdu ve Robert Koleji’ne, ardından
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne devam etmek için İstanbul'a taşındı. New
York'taki Buffalo Üniversitesi'nde kadın doğum ve
jinekoloji ihtisasını tamamladı ve Dallas'taki Texas Southwestern
Tıp Merkezi'nde üreme endokrinolojisi-kısırlık alanında yan uzmanlık bursu aldı.
2003 yılından itibaren Northwestern'da kapsamlı bir kadın sağlığı araştırma
programı kurdu ve rahim, meme ve yumurtalık bozukluklarının steroid hormonla
ilgili patolojisine odaklanan çok sayıda öğretim üyesini işe aldı ve
destekledi. Kariyeri boyunca endometriozis, rahim fibroidleri ve meme kanseri alanlarında 70 milyon doların
üzerinde araştırma fonu aldı. Endometriozisin
epigenetik temelini keşfederek bu hastalıkta progesteron direncine yol açtı ve
bu hastalığı tedavi etmek için yeni bir ilaç sınıfı olarak aromataz
inhibitörlerini tanıttı. Ekibi, rahim fibroidlerinden
tümör kök hücrelerini izole etti ve bu hücreleri hastalığı tedavi etmek için
hedefledi. Ekibi ile, ergenlik öncesi insanlarda meme gelişimine ve östrojen
fazlalığına yol açan aromataz genini etkileyen ilk
fonksiyon kazanımı mutasyonlarını keşfetti ve kanser de dahil olmak üzere
memenin hormona duyarlı bozukluklarının genetiği ve sistem biyolojisi yönlerine
katkıda bulundu.
Dr. Cengiz Türkmen (1960-…) İstanbul
70'inci Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesi
cerrahlarından, ameliyat sonrasında kırılmayı ve ağrıyı önleyen 'omurlar arası
sabitleyici' geliştirdi.
Memphis Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Semahat Demir (1960-… ), ABD'de Bilim-Sağlık
Ödülü'ne layık görüldü.
Columbia Üniversitesi Kardiyoloji
Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öz (1960- … )'ün yazdığı 'You: The Owners
Manuel' isimli kitap, ABD'de piyasaya çıktığı gün Harry Potter ve Da Vinci
Şifresi'ni geride bırakarak, 350 bin adet sattı.
Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil (1962-… ), obezite ve şeker hastalığına sebep olan geni buldu.
Harvard Üniversitesi’nde genetik, obezite ve metabolik hastalıklar (diabet, yağlanma) üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan
bilim insanı. Özellikle obezite, diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar
hastalıkları gibi sık görülen kronik metabolik hastalıkların temel
mekanizmalarını aydınlatmaya yönelik yaptığı ufuk açan çalışmaları ile
bilinmektedir. Bu çalışmalar, metabolik hastalıklara yaklaşımda yeni kavramlar
ve tedaviye yönelik özgün girişim yöntemleri ortaya çıkarmıştır.
Prof. Dr. Mehmet Mutaf (1963- … ), Türk plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahıdır.
Özellikle kulak rekonstrüksiyonu (microtia) ve nakilsiz yüz rekonstrüksiyonu alanındaki çalışmalarıyla
tanınır. Gaziantep Üniversitesi Plastik Cerrahi Başkanı Doç. Mehmet Mutaf'ın
dudak yarığı konusunda geliştirdiği ameliyat tekniği, Fransa'da en başarılı
teknik' kabul edildi.
Finlandiya Kuopio
Üniversitesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu (1963- …),
böbrek taşlarına 'nanobakteri' adı verilen bir
mikroorganizmanın yol açtığını kanıtladı.
Cornell Üniversitesi Kısırlık Merkezi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutluk Oktay (1964- ...), kadınların menopozdan sonra
da çocuk sahibi olabilmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi.
Goethe Üniversitesi cerrahlarından
Prof. Dr. Tayfun Aybek (1967 - …), kalp krizini
önceden haber veren 'çip' geliştirdi.
Amerikan Nature Dergisi, Türk Doktor
Murat Digiçaylıoğlu'nun (1967- …) 'beyin kanamasından
sonra hücrelerin ölmesini önleyen buluşunu duyurdu.
Arkansas Üniversitesi Çocuk
Elektrofizyolojisi Bölümü Başkanı Doç. Volkan Tuzcu (1971- …), çocukların kalp
ritim bozukluğunu ışın kullanmadan tedavi eden yöntem geliştirdi.
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde
araştırmalarını sürdüren Dr.Hande
Özdinler (1981- …), bugüne kadar işlevi bilinmeyen Prion isimli proteinin beyin hücrelerinin yenilenmesi
açısından önemini ortaya koydu.
“Sizi birer kıvılcım olarak
gönderiyorum. Gür alevler halinde dönmelisiniz.”
1924'te yurtdışına eğitime gönderilen
gençlere böyle söylemişti Atatürk. Şu an binlerce kişi, bu vefakar
doktorlar sayesinde yaşama tutunuyor. Teknolojiyi takip için dışarı gidilmesi
çok doğal ve yerinde bir hareket. Bu teknolojiye erişip sahip olduktan sonra ülkeye
dönerek halkı bu teknoloji ile bilinçlendirmek de çok ayrıcalıklı bir davranış.
Burada kimse paradan bahsetmiyor. Her meslek sahibi her ülkede karşılığını alır.
Tek fark ise saygı duyulması. “Artık doktor dövüyoruz” diye övünen garibana
bunu söyletenler, elbet oylarını almak için bunu yapıyorlar. Yoksa cahil birisi
muhtaç olduğu birine seni döverim diyebilir mi? İçinden dahi geçirmez. Ama
cehalet, muhtaç kalana kadar bu sözü dedirtir, muhtaç olduğunda da “pohunu yirim” diye yalvartır.
Eskiden cahilin gücü muhteşemdi.
Herkes cahilin saflığına karşı bir suçluluk duyar, yalan söylemekten kaçınır,
yardım ettiğinin dahi bırakın bilinmesini, fark etmesinden dahi çekinirdi. Türk
olmanın vakarı ve dürüstlüğü, saygıdan doğan bilinmezlik ve gizlilik içerisinde
yapılan iyilikler, iki tarafı da mutlu ve huzurlu kılardı. Bu örnekler hala
mevcut. Hele Büyük Şehir Belediyelerinin Askıda Fatura, Aile Destek Paketi,
Anne-Bebek Destek Paketi ve Eğitim Destek paketleri, şimdilerde en yaygın
olanları. Bunlar güzel gelenekler. Zamana uyum sağlamış adetlerimiz. Şehir
yaşantısında Fitre ve Zekat verebileceğiniz birilerini
bulmak çok da kolay değil. Şehirlerde hepimiz aynı ortamlarda yaşıyoruz.
Çevremiz de bizim gibi aynı sosyal statüde. Büyük Şehir Belediyelerinin kurduğu
bu düzen muhteşem bir şey. Yardım yaptığın komşun da olsa bilmiyor ama vecibeni
yerine getirmiş oluyorsun.
Şimdi bile tarihe adını yazdırmış
Doktorlarımız (sosyal alanda) hala mevcut. Türkiye’de doğrudan parası olmayan
bireylere ücretsiz hasta bakmak genellikle Gönüllü doktorlar tarafından
yürütülen saha çalışmaları ve kamp projeleri (ör. Yeryüzü Doktorları), Sivil
toplum kuruluşları aracılığıyla sağlık hizmeti (Alliance
of International Doctors vb.), Kamu sağlık hizmeti
kapsamında temel tedaviler gibi (ama bazı ek hizmetler ücretli olabilir)
tarafından gerçekleştirilir. Bu bir kültür kaynaklı hizmettir. Türklerde düşene
yardım edilir. ABD’de ise oracıkta parçalansan, paran ya da Sağlık Sigortan
yoksa kimse seni yerden kaldırmak için parmağını dahi kıpırdatmaz. Bu örnek, millet
yaratmaya çalışan ABD’nin “Amerikalı” tanımlamasının sahteliğini örtmeye
yetmez.
Bizim doktorlarımız, Ortadoğu’da
mevcut ve Ortadoğu’ya özgü hastalık ve mikropları bilirler. Bu nedenle başka
bölge ve kıta doktorlarından daha fazla bilgi ve deneyim sahibidirler. Bu
nedenle batı, bizim doktorlarımızı el üstünde tutar. Doğu ise ayrı felsefe ve
mikroplara sahiptir. Doktor denince her çeşit insana bakar ve anlar sanmayın.
Bizdeki bol çeşitlilik, doktorluğun bölgesel de olduğunun ispatıdır. Bu
bölgenin mikropları bize özgü hastalıkları yaratır, Asya’nın mikropları da onlara
özgü. Yeni dünyada ise hastanın kökeni önemlidir. Bu durumda doktorun kökeni
önem kazanır ve doğal olarak nerede eğitim aldığı da. Bundan dolayıdır ki;
“Beni Türk Doktorlarına emanet ediniz” sözü, ömrü uzak diyarlarda geçmiş bir
dâhinin edindiği deneyim ile aklıseliminin sonucudur.
Doktorlarımıza güvenin, samimi olun ve
onlara saygı ve sevginizi esirgemeyin.
260309