Bana Göre Eğitim.!

Eğitimin amacı, kişilik gelişimi, akademik eğitim, mesleki eğitim, yaşam boyu öğrenme, öğretmenlik, üniversiteler, dil ve eğitim tarihi gibi başlıklar, ortak bir düşünce çerçevesini yansıtır.

Eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değildir.
Eğitimin amacı sınavlarda başarılı öğrenciler yetiştirmekten çok, düşünebilen, sorgulayabilen, karakter sahibi ve toplumla birlikte yaşayabilen insanlar yetiştirmektir. Eğitim hedefleri önce açıkça tanımlanmalı; değerler ve temel ilkeler bu hedeflere göre belirlenmelidir.

Eğitim ile öğretim birbirinden ayrılmamalıdır.
Bilgi ve beceri kazandırmak önemlidir ancak eğitimin sosyal ve kişisel boyutu da vardır. Özellikle yaşam boyu eğitim anlayışı, okul öncesinden emekliliğe kadar öğrenmenin devam etmesini gerektirir.

Okul, çocuğu tek bir kalıba sokmamalıdır.
Sık vurguladığım düşünce, her insanın yeteneğinin farklı olduğudur. Eğitim sistemi bütün çocukları aynı başarı ölçütüne göre değerlendirdiğinde yaratıcılığı ve doğal yetenekleri köreltebilir. Köy Enstitülerindeki “hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz” anlayışını bu açıdan örnektir. Japon eğitimindeki erken yaşlarda sınav yerine karakter gelişimine ağırlık verilmesi de benzer bir yaklaşım olacaktır.

Akademik diploma ile gerçek yeterlilik aynı şey değildir.
Üniversite diplomasının zamanla başarı ve yeterliliğin neredeyse tek göstergesi haline gelmesi yanlıştır. Bana göre yetenek, girişimcilik, uygulama becerisi ve gerçek bilgi diploma kadar, hatta bazı mesleklerde diplomadan daha önemlidir. Akademik eğitimin iş hayatındaki pratik deneyimle tamamlanması gerekir.

Usta-çırak eğitimi hâlâ çok değerlidir.

Özellikle mesleklerde okuldan mezun olmak kişinin o meslekte ustalaştığı anlamına gelmez. Teori ile pratiğin birleşmesi, deneyimli insanların yanında çalışmak ve mesleğin inceliklerini öğrenmek gerekir. Bunu formülü “akademik eğitim + usta-çırak eğitimi” olmalıdır.

Eğitim bilim, araştırma ve üretimle bağlantılı olmalıdır.

Eğitim sisteminin yalnızca diploma üreten bir yapı olmamalıdır. Eğitim, AR-GE, üretim, ekonomik ve toplumsal gelişme birbirini tamamlayan bir zincirdir. Eğitim AR-GE ile desteklenmezse üretimden yeterince yararlanılamaz.

Dil eğitimi düşünme kapasitesinin de temelidir.

Yabancı dil öğrenmenin yanı sıra ana dilinin zengin kullanılması da eğitimin önemli bir parçasıdır. Dilin sözcük ve anlam kapasitesi düşünce dünyasını etkiler. Bu nedenle eğitim yalnızca mesleki bilgi vermemeli, kişinin ifade ve düşünme yeteneğini de geliştirmelidir.

Eğitim aynı zamanda kişilik eğitimidir.

Bilgi sahibi olmak tek başına yeterli değildir. Eğitim, kişinin ahlakını, karakterini, sorumluluk duygusunu ve birlikte yaşama kültürünü geliştirmelidir. “İyi yetişmiş insan” kavramı, “çoklu diploma sahibi insan” kavramından daha geniştir.

Üniversitelerin temel görevi bilim üretmektir.

Akademik dünyada bazen bilimsel üretimin önüne unvan, makam ve kariyer beklentilerinin geçtiğini eleştirmem hiç te yanlış değil. Üniversitenin temel işlevinin bilim yapmak, araştırmak, sorgulamak ve yeni bilgi üretmek olduğunu savunuyorum.

Sivil havacılık eğitimi özelinde de aynı sorunları görüyor.

Havacılık geçmişim nedeniyle eğitim konusunun önemli bir bölümü mesleki/sivil havacılık eğitimi üzerine odaklandım. Buradaki temel eleştirim, eğitim kurumlarının sektörün gerçek ihtiyaçlarıyla yeterince bütünleşmemesi ve hala stratejik, standartları belirlenmiş, nitelikli insan yetiştirmeye yönelik bir eğitim sistemi oluşturulamamış olması.

Eğitimin amacı diploma sahibi insanlar üretmek değil; düşünebilen, sorgulayabilen, karakter sahibi, yeteneğine uygun alanda gelişmiş, mesleğini bilen ve hayatı boyunca öğrenmeye devam eden insanlar yetiştirmektir.

Tüm eğitim yazılarımda Türkiye'nin eğitim sistemine yönelik oldukça sert bir eleştirilerim var. Şu an için yetenek bazlı eğitimlerin ülke çapında yer almadığını söyleyebilirim. Sınav ve diploma merkezli yapı, yeteneklerin köreltilmesi, üniversite mezuniyetinin gereğinden fazla önemsenmesi, bilimsel düşüncenin zayıflığı ve eğitim ile iş hayatının kopukluğu temel sorunlar olarak öne çıkıyor.

Tüm bu eksiklik ve yetersiz uygulamalara rağmen, eğitim sonrası meslekler seçildiğinde, mesleklerin kendi yapıları ve düzeni içerisinde bu eksiklikler giderilmeye çalışılmakta. Bu ise sevindirici bir gelişmedir çünkü teknoloji ve bilimsel gelişmeyi yakalamadan artık mesleki gelişimden ve ilerlemeden bahsedemeyiz.

Yeni eğitim ve öğrenim yılı hepimize hayırlı olsun.

https://servetbasol.com
260914