Erkek Kadına Karşı

Kadın olmanın
zorlukları kişiye, topluma, kültüre ve yaşam koşullarına göre değişir. En çok karşılaşılan
konuları şöyle sıralayabiliriz:
Toplumsal beklentiler: Nasıl giyinmesi, davranması,
evlenmesi veya anne olması gerektiğine dair baskılar.
İş hayatında eşitsizlik: Ücret
farkları, terfi süreçlerindeki engeller ve bazı mesleklerde cinsiyet kalıpları.
Ev ve bakım yükü: Çocuk, yaşlı veya ev işlerinin kadınlar üzerinde
daha fazla sorumluluk oluşturabilmesi.
Güvenlik ve taciz: Sokakta, iş yerinde veya
dijital ortamlarda cinsel taciz, şiddet ve tehditlerle karşılaşma riski.
Beden ve görünüş baskısı: Güzellik
standartları, yaşlanma konusunda toplumsal yargılar ve beden üzerinden yapılan
değerlendirmeler.
Anne olma konusunda baskı: Çocuk sahibi
olma veya olmama kararının çevre tarafından sorgulanması.
Kendini ifade etme çelişkisi: Güçlü
olduğunda “sert”, duygusal olduğunda “zayıf” görülmek gibi çifte standartlar.
Sağlık alanındaki sorunlar: Kadınlara
özgü bazı sağlık meselelerinin yeterince ciddiye alınmaması veya tanının
gecikebilmesi.
Özgürlük ve bağımsızlık: Aile, partner
veya toplumun kararlar üzerindeki baskısının kişinin yaşam tercihlerini
sınırlayabilmesi.
Genelde bunların hiçbiri her kadının aynı şekilde
yaşadığı deneyimler değildir. Sınıf, yaş, ekonomik durum, engellilik, yaşanılan
ülke ve aile yapısı gibi faktörler deneyimi önemli ölçüde değiştirir. Yine de
başlıklar sabit kalır.
Erkek olmanın da
toplumun erkeklerden beklediği roller nedeniyle çeşitli zorlukları olabilir.
Bunlar kişiden kişiye değişir:
“Güçlü olmalısın” baskısı: Üzüntü, korku
veya kırılganlık göstermenin zayıflık olarak görülmesi.
Ekonomik sorumluluk beklentisi: Ailenin maddi
yükünü taşıma ve “eve bakan kişi” olma baskısı.
Başarı baskısı: Kariyer, para, statü ve sosyal başarı üzerinden
değer görme.
Duyguları ifade etmede zorluk: Erkek
çocuklarının duygularını bastırmaya teşvik edilmesi, yetişkinlikte yardım
istemeyi zorlaştırabilir.
İlişkilerde rol beklentileri: İlk adımı
atma, hesabı ödeme, ilişkiyi sürdürme gibi sorumlulukların erkeğe ait
görülmesi.
Fiziksel güç ve cesaret beklentisi: Tehlikeli
durumlarda geri çekilmemek veya “kendini kanıtlamak” yönünde sosyal baskı.
Babalıkla ilgili beklentiler: Hem ekonomik
destek sağlayan hem de aktif ve ilgili bir baba olma konusunda çelişen
beklentiler.
Yalnızlık: Sorunlarını paylaşmak veya destek istemek
konusunda daha az teşvik edilmeleri bazı erkeklerde sosyal izolasyona yol
açabilir.
Görünüş ve erkeklik baskısı: Kaslı,
özgüvenli, başarılı veya “maskülen” görünme beklentisi.
Toplumsal kalıplara uymama: Daha hassas,
sakin, sanatsal veya geleneksel erkeklik anlayışına uymayan özelliklere sahip
erkeklerin çevreden tepki görebilmesi.
Bu son madde, her iki cins içinde karşılaştıkları
zorluk ve engellere rağmen hiç umulmadık başarıları sergileyecek yeti ve
yeteneklere sahip olmaları durumunda çevrelerinden uzaklaşma dürtülerini
dinlemelerine neden olabilir ve uygun ortamlara göçebilirler.
Kısacası, kadınların ve erkeklerin yaşadığı
zorluklar aynı değildir; ancak her iki cins de toplumsal cinsiyet rollerinden
kaynaklanan baskıları yaşarlar.
Şimdi düşünün, iki ayrı cins, iki ayrı yapı, iki
ayrı beklenti ve bunların birlikte bir yaşam kurmaları. Bu yaşam süresinde de
üremeleri, çocuklarını da kendine ve topluma yararlı yetiştirmeleri. Burada
görgü, gelenek ve eğitim devreye girer ve çocuk kendi gücünü kullanmakta
zorlanabilir. Başaranlar ise kendileri için daha uygun koşul ve ortamlarda
sosyal yer edinip kişiliği ile başarıyı yakalayıp tüm engelleri ardında
bırakabilir.
Çocuklarınıza, sizin istediğinizi değil, kendi
istek, yeti ve yeteneği çerçevesinde ne yapmak istiyorlar ise onu yapmalarını
ve kendileri olmaları için destek verin ki kendileri olma ve istediklerini
yaparak başarıya giden yoldaki engelleri azalsın.
260921